* * *

Gönderen Konu: CuMA notLaRı/7  (Okunma sayısı 663 defa)

Çevrimdışı MiM

  • Grup YöNetiCi
  • SüPeR üye
  • *****
  • Üye Puanl +16/-0
CuMA notLaRı/7
« : 12 Mart 2009, 02:54:56 »




bir destandır çanakkale... tarihin bir daha göremeyeceği emsalsiz bir destan. koca bir çınar devrilirken yazılan...

çanakkale aşktır... imandır çanakkale... bitmiş, tükenmiş bir imparatorluğun küllerinden alevlenen devasa bir yanardağdır o...

dilerseniz sevgili dostlarım, biraz tarihin labirentlerine inerek kısa bir gezinti yapalım... ki, sözlerimiz havada kalmasın.

1911-1912 yıllarıdır. balkan savaşları yaşamış ve kaybetmişizdir. gururumuz incinmiştir. ve aslında balkan savaşlarının bu acı mağlubiyeti çanakkale ruhunun nirengi noktasını, manivela gücünü oluşturmuştur. asırlarca cihana nizamat veren bir ordu, daha devlet bile olamamış Osmanlı eyaletlerinin bir araya gelmesiyle mağlup edilmiştir. Tabi bu gerek Osmanlı kamuoyunda - halk üzerinde gerekse askerlerimiz üzerinde çok önemli bir darbe tesiri yaptı. Sarstı ve kendine getirdi. Bir yerde şerden hayır çıkmış oldu. Balkan bozgununun ezikliği ve üzüntüsü içerisindeki Osmanlı ordusu bundan bir çıkış yolu aradı. Bunu bir haysiyetsizlik, şerefsizlik ve Osmanlıya yakışmayan bir zillet olarak değerlendirdi. Ve hakikaten Çanakkale bunun düzeltilmesi ve bu bozgunun zafere dönüştürülmesi hareketi oldu. Hatta Çanakkale savaşında yaralanan bir subayımız, oluk gibi kan kaybetmeye başladığında, askeri doktor yarasını sarmaya uğraşırken razı olmaz, aynen şu kelimeleri söyler:

“Ko aksın! Balkan hezimetini, rezilliğini ancak bu temizler.” Ordu öyle bir iman şahlanması içine girer ki, mutlaka bu hezimetin ve bozgunun hesabı verilmeli, düzeltilmeli, Osmanlı kendisine yaraşanı yapmalı, derler. Osmanlı bir yerde bütün manevi dinamiklerini harekete geçirir. Bu yabancı subayların da gündeme getirdiği bir konudur. Bir ingilizin güzel bir tespiti var. Çanakkale için ‘Kuğunun son ötüşü’ diyor. Kuğular en güzel ötüşlerini sondan bir öncekinde yaparlarmış. Yani ölmeden önce en güzel ötüşlerini yapar öyle ölürlermiş. Osmanlıyı da nazlı bir kuğuya benzetiyor ve ‘kuğunun son ötüşüydü’ diyor. Gerçekten de Çanakkale bütün dünya tarihine ibret, örnek, ve insan hakları dersi veren muhteşem bir zafer olmuştur. Ama balkan savaşında yenilen ordu yok orda. Zaten balkan savaşlarındaki bozguna bakarak düşmanlar cesaretlenmişler. Bulgarın, Yunanın, Karadağlının önünde bozguna uğrayan bu ordunun, dünya devleri olan, İngilizler, Fransızlar ve dünyanın o günün şartlarında en muhteşem donanmasına sahip ülkeleri karşısında durması mümkün değildir. Çok kısa sürede Çanakkale geçilip İstanbul’a ulaşılacak ve Osmanlı İmparatorluğu sona erecektir. Çanakkale’ye saldıran ülkelerin iştahını kabartan bu tablodur. Ama Çanakkale’ye gelince o orduyla bu ordunun farklı olduğunu hemen anlamışlardır. Çünkü Osmanlı ordusu Balkan bozgununun zilletini, izzete çevirmek için yemin etmiş ve imanını şahlandırarak muhteşem bir zafer kazanmıştır. Bunlara bakınca insanın iyi ki balkan bozgunu olmuş diyesi geliyor. Çünkü şerden hayır çıkmıştır.

Çanakkale, kurtuluş savaşımızın zeminini hazırlayan bir önsöz gibidir. Kurtuluş savaşındaki ümidimiz, heyecanımız orada başlamıştır. Kurtuluş savaşında biz Yunanistan’a karşı zafer kazanırız diyebilmemiz, Çanakkale’den aldığımız ilhama ve güce bağlıdır. Bunun yanında en rütbelisinden erine kadar kurtuluş savaşını yapanlar Çanakkale’de savaşanlardır. O kadro kurtuluş savaşını yapmıştır. Daha önemlisi Çanakkale’de biz kazanamasaydık, İstanbul düşseydi, zaten bir kurtuluş savaşı yapma imkanı elimizden çıkacaktı. Bütün bunların yanında faydası sadece bizimle de sınırlı kalmadı. Çanakkale zaferinin bütün dünyaya yansıması vardır. Bütün dünya tarihini değiştirmiştir. Savaş iki yıl uzadı. Savaşın iki yıl uzaması, İngiliz, Fransız kamuoyunda savaşa karşı bir tepki meydana getirdi. Milyarlarla ifade edilen savaş masraflarının ortaya çıkması, düşmanların bütçelerinin iflas etmesine neden oldu. Tabii çok asker kaybı da verdiler. Dolaysıyla kurtuluş savaşını biz sadece Yunanlılara karşı yaptık. Aksi halde Çanakkaleyi kaybetseydik, yıpranmamış İngiliz ve Fransızlar gelecek ve kurtuluş savaşını onlara karşı yapmak zorunda kalacaktık. Yani kurtuluş savaşındaki başarıyı yine Çanakkaleye borçluyuz.

Bunun yanında Çanakkale sadece bizim başarımızı sağlamadı. Dünyadaki bütün Müslüman ülkelere güç verdi. Çünkü o güne kadar Müslüman ülkelerin çoğu İngiliz ve Fransız sömürgesi altındaydı. Hindistan dahil olmak üzere Afrika’daki sömürge ülkeleri ve diğer İslam ülkeleri Çanakkale zaferine çok sevindiler. ‘Hasta adam denilen Osmanlı Çanakkale’de yenilmedi. Öyleyse bizler de direnirsek, savaşırsak istiklalimizi kazanırız’ dediler. Pakistan’da, Endonezya’da ve bir çok İslam ülkesinde istiklal ateşini Çanakkale alevlendirmiştir. Günlerce Çanakkale’ye sevinmişler, şenlikler yapmışlardır. Diğer taraftan dünya tarihinde bir çok olay Çanakkaleyle bağlantılıdır. Rus çarlığının yıkılması ve parçalanması yine Çanakkale sebebiyle olmuştur. İngiliz siyasetinin değişmesi ve altüst olması da Çanakkale savaşından sonra olmuştur. İngiliz siyasetinden Churchill’in çeyrek asırlık dışlanması yine Çanakkale savaşı sebebiyledir.

Asıl önemlisi Çanakkale olmasaydı, kurtuluş savaşı olmazdı. Kurtuluş savaşı olmasaydı herhalde Türkiye Cumhuriyeti olmazdı. Yani bugünkü sınırlarımız içinde bağımsız bir devlet olmamız mümkün olmazdı.

Çanakkale hala bugün bize bir heyecan ve kimlik veriyor. Kimlik ve kişiliğimizde rikkatli bir duruşumuz varsa, ya da duruşu olan hala varsa yine ilhamını Çanakkale’den alıyorlar. Hep şunu söylüyorum: Maddede ve manada canlanmanın dirilmenin yolu bir Çanakkale ruhuyla yeniden kendimize gelmekte yatıyor. Bugün biz bunu kullanamıyoruz. Bu dersi bir Japondan aldığımız için de mahcubum. Bildiğiniz gibi Japon eğitimciler ‘biz hızımızı, heyecanımızı Nagazaki ve Hiroşima’dan aldık’ diyorlar. ‘Keşke bizim de bir Nagazaki ve Hiroşima’mız olsaydı’ diyen eğitimcimize de müthiş susturucu ilzam edici cevabı yine onlar veriyorlar. ‘Sizin yüz Hiroşima değerinde bir yeriniz var, orası Çanakkale’ diyorlar. ‘Nasıl biz Nagazaki ve Hiroşima’yı çocuklarımıza anlattığımızda Japon olmaktan başka yol bulamıyorlarsa, siz de Çanakkaleyi öyle bir anlatın ki sizin çocuklarınız da Müslüman ve Türk olmaktan başka yol bulamasınlar.’

bugün evlatlarımız içki, sigara ve uyuşturucu batağında adeta debelenirken onlara kurtuluşun bir reçetesi olarak, bir umut ve bir çıkış noktası olarak çanakkale önümüzde duruyor.

İnsanlar bu hakiki hayatın dışında, yalancı sahte bir hayat arıyorlar. Dolayısıyla ayaklarını yere bastırmak, kimlik ve kişilikleriyle birlikte kendilerine getirmek, özlerine döndürmek için bir nirengi noktasına, bir dayanağa, bir tutanağa ihtiyacımız var. Bu Çanakkale değil de neresidir? Çünkü Çanakkale’de çok önemli sırlar var. Mehmetçiğin kan ve kin deryasında bile kendini yitirmediği, insanlığını unutmadığı, Müslümanlığını hep önde tuttuğu bir yer. O kadar dar bir alanda, metrekareye altı bin merminin düştüğü bir ortamda, böyle bir anda mehmetçik insan olarak kalabiliyor. Bu bütün dünya insanlarını şaşırtmış ve düşmanlarımızı hayrete düşürmüştür. İngiliz başbakanı diyor ki; “Biz alicenap İngilizler bile, nevrimiz döner, kendimizi kaybeder vahşileşirken, savaş hukuku diye bir şey tanımazken, bu Osmanlı hala nasıl bu ateşin ortasında insan olarak kalabiliyor? Nasıl esirlerimize, misafir muamelesi yapabiliyor?”

İşte bu gün bize lazım olan bu. İslam’ı terör, bütün Müslümanları da neredeyse terörist damgasıyla damgaladıkları bu gün bizim ihtiyacımız olan bu. Bu dünyada çıkış noktamız Çanakkale. Önce kendi çocuklarımıza anlatmalıyız; ‘Bizim dedelerimiz, kanın, kinin ortasında insan kaldılar. Yüreklerini düşmana bile açabildiler. Bu gün biz yüreklerimizi birbirimize bile açamıyoruz. Acı bir gerçek. O yürekler kapandığı için, çareyi uyuşturmakta buluyorlar. Açılmayan yürek kapılarının acılarına dayanamaz hale gelince, içkiyle, sigarayla, uyuşturucuyla susturmak istiyorlar. Biz diyoruz ki yürek kapıları fıtratına uygun olarak açılacaksa, yeni bir Çanakkale ruhu gerekli. Bu gün eşini sevemeyen, çocuklarını kucaklayamayan insanlara karşılık, bu insanların dedeleri, 90 sene önce aynı yüreği düşmanlarına açtılar. Ve onları hayret ve dehşete düşürdüler.

Malumunuz Türk tarafına zehirli gaz atalım teklifleri ortaya atılır. Ancak Türk tarafından esen rüzgar nedeniyle bundan vazgeçerler. Çünkü tabiat ve hava şartları Türklerin zehirli gaz kullanmasına uygundur. Bu zehirli gaz bombası atma fikrinin Türkler tarafından öğrenilmesi nedeniyle korkuya kapılırlar ve Türkler tarafından zehirli gaz atılması ihtimaline karşı askerlerine gaz maskesi dağıtırlar. Bunu en önde savaşan Anzaklar reddeder ve şöyle derler: “Karşımızda asil ve mert bir düşman var. Böyle alçak bir silaha tenezzül edeceklerini tahmin etmiyoruz. Boşuna bu ağırlığı taşımayalım.” Düşmana bunu söyleten davranış tarzı, nasıl bir davranış tarzıdır? Hem de kanın kinin ortasında. Düşman bizim esirlerimizi benzin döküp yakacak kadar vahşileşmişken. Nasıl oluyor da bu taraf hala kendini kaybetmemiş, hala dengede ve insan olarak kalabilmiş. İşte bu sırrın çok canlı örnekleri var. İşte bu örnekler 93 yıl öncesinde kalmasın, eğitimimize girsin. Eğitimi bu ruhla verelim, çocuklarımız birbirlerine yürek açmayı öğrensinler. Hatta bizi sevmeyenlere de böyle bir gönülle kucak açmayı becerebilsinler.

Çanakkale can kaygısının önüne kulluk kaygısının geçtiği bir yer. Bunun sayısız örnekleri var. Bunları okuduğu zaman bilinçli olarak olmasa bile, gönül yolundan bu insanları öyle derinden etkiliyor ve sarsıyor ki ayrıca anlatmanıza gerek kalmıyor. Onun için Çanakkale’nin açılımı, gençlerimize, insanlarımıza verdiği şuur bizim hiç ummadığımız şekillerde, ummadığımız konularda gelişiyor. Bunları görünce demek ki biz soyut olarak ibadet anlatırken, inanç anlatırken, farz var, ayet var dememiz yeterli değil. Bunu yaşayan insanların, bunu en zorda hem de muhabbetle, hem de savaşın imkansızlıkları içinde, yüzleri gönüllerindeki imanla tebessüm etmiş insanların şahıslarında anlatmamız gerekiyor. O günün zor şartları altında teravih kılmaya gayret eden o dedenin torunlarına, o ruhu verebilirsek, o torun ayaklarını uzatarak teravih geçiremez. O dedenin ruhundan bir kıvılcım gönlüne verebilsek gençlerimize, başka bir şey yapmamıza gerek bile yok. Dolayısıyla din eğitimi, insanlık eğitimi, fazilet eğitimi dediğimizde hepsine Çanakkale’den bir kıvılcım bir ruh koymamız gerekiyor. Benim geldiğim netice bütün bunlar bir bilgi konusu değil. Bilgi eksiği bizim ülkemizde çok az. Ama bildiklerini yapmamın azmi, kararlılığı ve heyecanı eksik. İşte o heyecanı Çanakkale en üst düzeyde veriyor. Bunun sayısız misalleri vardır. Bir Alman hemşire anlatıyor. Birinci dünya savaşında bir çok cephede görev yaptım. Kucağımda bir çok asker öldü. Bir çok milletten, inançtan insanların ölümüne şahit oldum. Bunların dillerinde ölürken hep anne vardı. Ama Çanakkale’ye geldim durum değişti. Bu insanların dilinde iki isim var. Allah, Muhammed bunlar başka bir şey bilmiyorlar. Çanakkale bu ruh halinin bereketiyle olmuştur. Çanakkale’nin örtülü güzelliği burada, yani Allah ve Muhammed ruhunda gizlidir.

 O gün Çanakkale’yi geçemeyenler sırrını araştırdılar. Ve müslümana dışardan saldırmanın kendilerini asla zafere götüremeyeceğini anladılar. Ancak içerden saldırılarla sonuç alacaklarını gördüler. İçerde bizi sağlam tutanın da aile yapımız olduğunu gördüler. O gün Çanakkale’yi geçemeyenler bugün ailemizi geçmek istiyorlar. Allah korusun, ailemiz onların inançsızlıklarının, yalan yanlış felsefelerinin kirli ayakları altında kalırsa, bizim ikinci bir Çanakkale ve kurtuluş savaşı yapma imkanımız da kalmaz. Çünkü Mehmetçiği yetiştiren ortamdır aile yuvası. Aile gittiğinde geriye maddi, manevi pek bir şeyimiz kalmaz. Onun için bu gün ailemizin üstünden silindir gibi geçmek istiyorlar. Çanakkale’deki maddi topların çok daha ağırlarını ailemize yöneltmiş, gece gündüz ardı ardına patlatıyorlar. İşin garibi ve acı olanı şu ki, o topları biz kendi paramızla alıp evimizin de baş köşesine kuruyoruz. Haydi ateşle diye, tetiği de bize çektiriyorlar.

Onun için bizim bu konuda çok uyanık olmamız gerekiyor. Bilelim ki aile son kale, o geçildiğinde bütün kalelerimiz geçilmiş olur. O zaman Çanakkale’ye de yazık etmiş oluruz. Çünkü Çanakkale ruhu ailede oluşup, pekişiyor. İstediğimiz kıvamda olmasa bile orda yaşatılıyor ve ruhlara nakşediliyor. Ailelerimizin baş kumandanları da şefkat kahramanları olan annelerimizdir. Dikkatlerimizi özellikle anneler üzerine yöneltmemiz gerekiyor. Çanakkale’deki kahramanların anneleri gibi anneler yetiştirmek en büyük ihtiyacımız bugün. Sürekli anneliğin ne kadar yüce, ne kadar kutsal, ne kadar ulaşılmaz bir makam ve mevki olduğunu hatırlatmamız gerekiyor.

Rabbim bu asil milletten, onun evlatlarından çanakkale ruhunu hiçbir zaman eksik etmesin. Amin.




Savaşın sonuna doğru yokluk, kıtlık son haddini buluyor. Mehmetçikte ekmek derdi başlıyor. Arpa, yulaf, süpürge tohumu katarak ancak el kadar küçük ekmek yapıyorlar. Mehmetçiğin ondan da bir şikayeti yok. İşte böyle bir günde mutfak görevlisi Mehmetçikler o taze ekmekleri esir düşman subaylarına veriyorlar. Kendileri bayat ekmekleri yiyorlar. Adamlar şüphelenip yemiyorlar. Erler gelip lisan bilen yüzbaşıya diyorlar ki: “Kumandanım, bunlara taze ekmek verdik, yemiyorlar. Neden yemiyorlar bir bak.” Bayılıyorum bu duyguya. Daha dün kendisine kurşun atan insanlara taze ekmeği veriyor, kendisi bayat ekmek yiyor. Bu nasıl bir duygu derinliği? Yüzbaşı soruyor; ‘oğlum niye böyle yaptınız?’ Hepsinin verdiği cevap aynı. Kumandanım, ‘biz köylük yerden geldik. Köy çocuklarıyız. Bayat ekmek yemeğe alışkınız. Velakin bu herifler muhallebi çocukları, bayat ekmek yemeğe alışmamışlar. Madem besliyoruz, taze ekmeği verelim de adam gibi karınlarını doyursunlar dedik.’ Açıklama bu. Bu savaş ortamında yazılmış bir sevgi destanıdır. Kumandan bunu tercüme ediyor ve ekmek temizdir, afiyetle yeyin diyor ama, düşman subayları yine yemiyorlar. Sevgisiz bir medeniyetin insanları oldukları için bunu anlayamıyorlar. En sonunda askerler ekmeklerin ucundan birer parça yeyince yemeğe razı oluyorlar. Aslında bu milletin ruhu hala budur. Bu ölmedi ama bunu geliştirmemiz sağlamlaştırmamız lazım.



Mehmetçiğin bacağı bir top mermisinin şarapnel parçasıyla parçalanmış. Oluk gibi kan akıyor. Bir sedyeye koyup bir kenara taşıyorlar. Askeri doktor bakıyor, ‘oğlum buna yapacağımız bir şey yok. Elimizde sınırlı imkanlar var. Bir şey yapamayız.’ diyor. Diğer askerlere ‘şöyle bir serin ağacın altına götürün de son anında kendisine bir teselli verin’ diyor. Askerler ne teselli versinler. Bütün maddi şeyler bitmiş. Şöyle diyorlar; “Mustafa Çavuş ne mutlu sana. Bak şehit oluyorsun. Şehitlerin duası makbul olur. Bize de dua et! Biz de şehit olalım!” Onlar böyle konuşurken, içlerinden biri bakıyor, sargı yerine yeni ekmekler gelmiş. Koşuyor hemen bir ekmek alıp geliyor. O kanlı elbiseleriyle sedyede yatan Mustafa Çavuş’a bir dilim uzatıyor. ‘Mustafa Çavuş! Bak taze ekmek geldi. Bir dilim ye!’ Ölmek üzere olan insana ekmek verilir mi ama yapacak başka bir şey de yok. Bir dilim uzatıyor. Mustafa Çavuş alıyor, ağzına getiriyor öyle duruyor. O kahraman ki, kaç zamandır belki hiç ekmek yememiş. ‘Al kardaş, yemeyeceğim’ diyor. Israr ediyorlar konuşmuyor. O kahramanlar ki çok ısrar etmeden de konuşmazlar. Israr üzerine şu muhteşem açıklamayı yapıyor.

“Gördüğünüz gibi ben ölmek üzere olan birisiyim. Ekmeği ben yersem, ekmeğin bana vereceği kuvvet benimle beraber boşa gider. İsraf olur. Sen bunu sağlam bir askere ver de, ona kuvvet olsun. Düşmanla iyi çarpışsın!”

sevgili aradığım.net dostları, sohbetimizi burada tamamlarken, sizlerden bu kahraman ve aziz vatan evlatlarının muazzez ve mübarek ruhları için bir fatiha okumanızı istirham ederim. ihmal etmeyin ne olur... bir haftadır bu yazı için çabalayan, didinen, uykularını feda eden bu naçiz fakire de dua buyurursanız çok sevinirim. var edene emanet olun, cumanız mübarek olsun efendim...


« Son Düzenleme: 12 Mart 2009, 09:06:06 by MiM »

www.Aradigim.net

CuMA notLaRı/7
« : 12 Mart 2009, 02:54:56 »

Çevrimdışı MiM

  • Grup YöNetiCi
  • SüPeR üye
  • *****
  • Üye Puanl +16/-0
Ynt: CuMA notLaRı/7
« Yanıtla #1 : 12 Mart 2009, 18:56:50 »
teşekkür ederim... (!!!)- :D-

www.Aradigim.net

Ynt: CuMA notLaRı/7
« Yanıtla #1 : 12 Mart 2009, 18:56:50 »

Çevrimdışı SeLMa

  • Grup YöNetiCi
  • UzMaN üye
  • *****
  • Üye Puanl +9/-1
Ynt: CuMA notLaRı/7
« Yanıtla #2 : 12 Mart 2009, 23:44:57 »
ALLAH razi oLsun Hocam...o günLer ancak bu kadar güzeL ve net anLatabiLinirdi...

Usta kaLeminizLe..ders veren kaLiteLi durusunuz kisiLiginiz hep var oLsun...

eLLerinize emeginize sagLik..çok tesekkürLer ... FaydaLi yaziLarinizi her cuma bekLiyorum insaaLLah !

" ALLAH DOST OLARAK YETER"

Çevrimdışı MiM

  • Grup YöNetiCi
  • SüPeR üye
  • *****
  • Üye Puanl +16/-0
Ynt: CuMA notLaRı/7
« Yanıtla #3 : 13 Mart 2009, 00:49:51 »
sağol güzel ablam, okuyan gözleriniz, hisseden yüreğiniz var olsun.

Çevrimdışı yalan

  • Grup YöNetiCi
  • UzMaN üye
  • *****
  • Üye Puanl +18/-0
  • BeN ÖlÜrSeM mNs mE Ne olCaK??
Ynt: CuMA notLaRı/7
« Yanıtla #4 : 13 Mart 2009, 09:02:58 »
Herşeye yemin etmeyen birisi olarak yemin ediyorum ki VALLAHİ,BİLLAHİ,TALLAHİ mükemmel bir yazı...

Forum da okadar çok paylaşım yapıldı ki bilgi babında,eylence babında,muhabbet babında,samimiyet babında....... ama benim acizane fikrimce bu kadar gerçekleri güzel anlatan yürekten, içten, samimi,bukadar bilgi hazinesi çok, çok amaçlı bir yazı daha görmedim.....

Yazıyı okurken bi başladım şurayı alıntı yapayım çok güzel bi paragraf geçiyorum yok yok burası daha güzel,sonra diğer paragraftada böyle olunca yok ya dedim bu yazı başlı başına alıntı yapılmalı...

Uzun yazıları genellikle okuyamam okusam da muhakkak biyerde koparım yazıdan ama dedim ya abartmıyorum böyle bişey olabilmesi için bu yazıda kendini bilmemek gerekir...

Maşaallah Abim hakikatlere  okadar güzel tercüman oluyorsunuz ki izni ilahi ile...


EMEĞİNİZE VE YÜREĞİNİZE SAĞLIK ABİM ÖNCELİKLE ELLERİNİZDEN ÖPÜYORUM VE...

 0---3 0---3  0---3  0---3

 
KURAN'SIZ,KIYAM'SIZ,SIYAM'SIZ HAYAT BAYATTIR
  BIZ GÛNAHKARA DEGIL GÛNAHA KARSIYIZ

Çevrimdışı MiM

  • Grup YöNetiCi
  • SüPeR üye
  • *****
  • Üye Puanl +16/-0
Ynt: CuMA notLaRı/7
« Yanıtla #5 : 13 Mart 2009, 10:05:17 »
sevgili ayfer'im,
güzel ablam...
inanır mısın, o yazıyı yazabilmek için tam on gündür uykularımı bile heba ettim desem yeridir. şuna inandım hep: hani futbol için bir tabir kullanılır... "futbol, sadece futbol değildir" derler... çanakkale de benim için öğledir. hakkında çok eserler okuduğum, gidip-gezip gördüğüm... adeta içine girerek yaşadığım apayrı bir dünyadır "çanakkale"

bu yazıyı yazabilmek dediğim gibi hazırlık safhası ile beraber on günümü aldı. çünkü ben çanakkaleyi değil, sevdamı yazacaktım. deruni bir aşk'ın hikayesini yazacaktım. bütün hazırlıkları tamamlayıpta yazmağa başlamadan evvel, huşu ile alınmış tertemiz bir abdest aldım, iki rekat namaz kılıp Rabbime yöneldim... yardım etmesi için. ve yazım safhası tam 6.5 saat sürdü. yanılmıyorsam gece 02 sularında tamamlayabilmiştim. ve yazarken gözlerim kan çanağına döndü ağlamaktan. Rabbim bitirmeye muvaffak kıldı bu fukara kulunu... sonra ertesi gün cuma namazı için kürsüde konum yine aynıydı... orasını anlatamam. nice gözler çeşme olmuş akmıştı bizimle beraber. cami çıkışında boynuma sarılıp böyle bir gün yaşamış olmaktan duydukları hoşluğu ifade edenlerden kurtulabilmem yarım saatimi almıştı. neyse uzun hikaye orası.

nihayet bu uzun ve yorucu emeği siteye verdim... kimseciklerden teşekkür bekleme gibi bir huyum olmadı hiçbir zaman lakin...
birkaç saat içinde birkaç görüntülenme ile beraber sitenin arşivine postalanmış olması doğrusu yüreğimi acıttı. hatta yazıyı siteden kaldırmayı bile düşündüm. ama yapamamdım, çünkü birgün birileri gelipte okuyabilir, dua edebilir dedim kendi kendime. sonra bir ironi olsun diye, kendi kendime teşekkür etmek gibi acaip bir garabete de imza atmış oldum böylece.

şükürki önce sevgili selma, sonra da abisinin bi tanesi üzüntülerini izale ettiler abilerinin. doğrusu abi can ablasının bu olağanüstü kadir kıymet bilen yazısını okuduktan sonra ancak yorgunluğunu atabildi.

çok teşekkür ediyorum abinin naif yürekli canı, cananı, dünyalar güzeli ablası... ruhuyla, kalbiyle, nezaheti ve zerafetiyle....!

Çevrimdışı YaZ_YaGMuRu

  • KooRDiNatöR
  • KaLıCı üye
  • *****
  • Üye Puanl +2/-0
Ynt: CuMA notLaRı/7
« Yanıtla #6 : 13 Mart 2009, 12:55:28 »
 O1s O1s O1s

Ben yazacak hiç birşey bulamadam Hocam ALLAH(c.c )sizden razı olsun,ağlayarak okudum mükemmel demek bile az geliyor..ben Çanakkaye henüz görmedim,bilmiyorum ama bende çok büyük yeri var..sadece bende değil tüm Türk milletinde var dır inşALLAH bu düşünce Bizler oralarda kanını canını bırakmış, Ceddin torunlarız,bizden sonra ki neslin de analarıyız,nasıl olur da unuturuz oradaki bu yaşananları bu cileleri ,fedakarlıkları bir lokma nın şuanda yaşattığı eziklikleri ,israf edilen tonlarca ekmek,hainlik yapılmaya,bölünmeye  çalışılan bu vatan ,ve unutturulmak istenen geçmişimiz bunlar yok bizim kitabimızda ........................

offf ben artık birşey yazamayacağım ..

RABBİM zülcelali sonsuz razı olsun sizlerde ve şuanda bunu okumamıza vesilen değeri anlatmakla bilinmeyen MİM hocam tüm dualarım sizinle inş.

ALLAH'a emanet olun...
Her derdin ilacı beş vakit namaz,
Sakın Hak emrine etme itiraz,
Yüce ALLAH seni ateşe atmaz
Beş vakit namazı kıldığın zaman.

Çevrimdışı hamzali

  • hamzali
  • Grup YöNetiCi
  • UzMaN üye
  • *****
  • Üye Puanl +8/-3
  • Ayıpsız dost arayan, dostsuz kalır. **MEVLANA**
Ynt: CuMA notLaRı/7
« Yanıtla #7 : 13 Mart 2009, 16:47:09 »
Değerli MİM hocam günlerinizi vermişsiniz bu güzel paylaşıma acizane fikrimce tek kelimeyle muhteşem.Çanakkale bir milletin değil,bir birliğin,bir inancın destanıdır.Çanakkale Türk,Kürt,Arap,Çerkez olan Osmanlı topraklarında ve Tevhid bayrağın altında yaşanyan halkların bir zaferidir.
  Rabbim Çanakkale şehitlerimizin ruhlarını şad etsin.
Haksızlık önünde eğilmeyiniz. Çünkü haksızlıkla beraber şerefinizi de kaybedersiniz.
HZ. ALİ(R.A)

Çevrimdışı MiM

  • Grup YöNetiCi
  • SüPeR üye
  • *****
  • Üye Puanl +16/-0
Ynt: CuMA notLaRı/7
« Yanıtla #8 : 13 Mart 2009, 17:09:44 »
sevgili yaz yağmuru ve sevgili hamzali, yorumlarınız mutlu kıldı beni. bu bir emeğin, gayretin, azmin ve alın terinin değer bulmasıdır. çok teşekkür ediyorum, Rabbim ebeden razı olsun sizlerden.

Çevrimdışı yalan

  • Grup YöNetiCi
  • UzMaN üye
  • *****
  • Üye Puanl +18/-0
  • BeN ÖlÜrSeM mNs mE Ne olCaK??
Ynt: CuMA notLaRı/7
« Yanıtla #9 : 13 Mart 2009, 20:38:51 »
Sevgili MiM Abim...
Yazınız ayrı bi dünya yorumunuz ayrı bi dünya hiç düşünmezmisiniz bu garibanlarada bi kaç kelime bırakayım diyee...Bi okuyorum yazınızı,yorumunuzu kalakalıyorum tabiri caizse.Ne desem diyorum hem kendini hemde beni ifade etmiş diyorum ama çabalıyoruz bakalım ne olacak...

Sevgi emek ister derler abim siz bizlerle güzellikleri paylaşmayı seviyorsunuz emeğinizide kat kat misli veriyorsunuz ama..ama...bizler o emeğinize layık olabiliyormuyuz ,hakkını verebiliyormuyuz??Siz yazınızdan etkilenip ağlarken bende bu fedakarlık,bu güzellik,bu samimiyet,bu emek için ne yapabiliriz çaresizliğiyle ağlıyorum... :'( :'(

Bu sohbeti inşaallah canlı canlı o heyecanı yaşayarak dinlemek bizlerede nasip olur bunu inanın canı yürekten aşkla,şevkle isterim...

Allah Razı Olsun abim,Allah güzel gönlünüze en güzelleri versin, O size versin ki sizde bizlerle paylaşın...


O kendi kendinize teşekkür etme işide benim çoook hoşuma gitti açıkcası bi baktım
teşekkür ederim... (!!!)- :D-
yazıyor...Kendimize getirdi okkalı oldu ama hak ettik...

HEP VAR OLUN...HEP BİZLERLE OLUN İNŞAALLAH ABİM...
KURAN'SIZ,KIYAM'SIZ,SIYAM'SIZ HAYAT BAYATTIR
  BIZ GÛNAHKARA DEGIL GÛNAHA KARSIYIZ

Çevrimdışı MiM

  • Grup YöNetiCi
  • SüPeR üye
  • *****
  • Üye Puanl +16/-0
Ynt: CuMA notLaRı/7
« Yanıtla #10 : 13 Mart 2009, 22:03:07 »

O kendi kendinize teşekkür etme işide benim çoook hoşuma gitti açıkcası
yav  insanın  ayıbı vurulur mu  yüzüne  be  ablam! :D
ama  bu  içten  ve  yürekten  yorumunu  okuyunca  "iyiki de  yazmışım,  diyesim  geldi. ama  demedim :D bu belkide  internet tarihinde  bir  ilk olabilir.  size de  tavsiye  etsem  nasıl  olur  acep? :D  valla  böyle  can'a  merhem  yorumlar  gelince... söyleyecek başka  söz de  bırakmıyor  insana  hani... bazen  diyorumki,  acaba  dünyada  kaç tane  abi  benim  kadar  şanslı  olabilir...!?


Çevrimdışı yalan

  • Grup YöNetiCi
  • UzMaN üye
  • *****
  • Üye Puanl +18/-0
  • BeN ÖlÜrSeM mNs mE Ne olCaK??
Ynt: CuMA notLaRı/7
« Yanıtla #11 : 14 Mart 2009, 12:28:01 »
Ben valla sizi örnek alıyorum teşekkür konusunda ve bende sizin gibi yapacam... :D :D

Ya beni tanıyan şanslı olmazmı hiç. 4--4

CuMA notLaRı/8=bencillikmi olur artık bilemem... ;D ;D
KURAN'SIZ,KIYAM'SIZ,SIYAM'SIZ HAYAT BAYATTIR
  BIZ GÛNAHKARA DEGIL GÛNAHA KARSIYIZ

Çevrimdışı Lemalar

  • YemiN
  • Grup YöNetiCi
  • DeMirbaŞ üye
  • *****
  • Üye Puanl +3/-1
  • Şükürde bir zahmet yoktur. Bilakis nimetin lezzeti
    • E-Posta
Ynt: CuMA notLaRı/7
« Yanıtla #12 : 14 Mart 2009, 13:05:56 »
mim  hocam allah razı olsun gerçekten çok güzel bir konu istifadeli oldu allah ebeden razı olsun bir alkış benden :)

Ölüm o kadar kat”i ve zahirdir ki; bu günün gecesi ve bu güzün kışı gelmesi gibi ölüm başımıza gelecek.

Çevrimdışı Bevadih

  • Grup YöNetiCi
  • KaLıCı üye
  • *****
  • Üye Puanl +4/-0
Ynt: CuMA notLaRı/7
« Yanıtla #13 : 14 Mart 2009, 13:22:50 »
Utandım.!utandım..utandım..! :'( :'(

Kızdım kendıme...uzun yazılardan ben de hep kaçıyorum...i.Affedin!...Bu kadar değerli bilgilendirici bir yazıyı gec okumam ne buyuk ayıp! :-X

Bende gidip gezmiş o atmosferi solumuş biri olarak tekrar yasattınız abi.

Oaralarda verılen mucadeleyi,iman yürekli yiğitlerin destanları bizlere ders olsun:(

Abim...Hakkınızı helal edin...Rabb'im ecrini kat kat versin...muhabbetle
DiLi iLe taş atanın,GönLünde kaya vardır.!

Çevrimdışı MiM

  • Grup YöNetiCi
  • SüPeR üye
  • *****
  • Üye Puanl +16/-0
Ynt: CuMA notLaRı/7
« Yanıtla #14 : 15 Mart 2009, 01:43:14 »
sağol can ablam, yüreğine sağlık.