* * *

Gönderen Konu: CuMa SahifeM/6  (Okunma sayısı 181 defa)

Çevrimdışı HaşR

  • !
  • S|YöNetiCi
  • SüPeR üye
  • ******
  • Üye Puanl +6/-1
CuMa SahifeM/6
« : 14 Mart 2009, 22:52:50 »

 


 Kur'anın üzerinden ne kadar uzun bir zamanın geçtiğini düşünün; tam 1400 sene, devletler gelmiş, imparatorluklar yıkılmış, yüzlerce mezhep türemiş, hepsi de Kur'anı okumuş, ellerinde tutmuş, bir sürü uydurma inançlar üretmişler, binlerce hadis uydurulmuş, fakat Kur'an'a ilişememişler, değiştirememişler, buna cüret edememişler, yani anlamından tanıyabileceğimiz sapık inançları Kur'an'a sokamamışlardır.  Ey Muhammed de ki: Ben, şu Mekke'yi kutsal kılan ve her şeıin sahibi olan Allah'a kul olma emrini aldım. Ayrıca Müslüman olma ve Kur'an okuma emri aldım. O halde kim (bunları yaparak) doğru yola gelirse bunları kendisi için yapmış olur. Ben sadece uyarıcıyım. (Neml 91-92)  Bu ayetlerde üç şey emredilmiştir. 1. Allah'a kul olma 2. Allah'ın emirlerine teslim olma (Müslüman olma) 3. Kur'an okuma. İlk iki şart ise ancak Kur'anı okuyup doğru anlamakla olur. Kur'an'ı anlamadan, Allah tealaya kul olmak ve teslim olmaktan söz edilemez. Kur'an okumak Rabbimizin en önemli emirlerindendir.   "Ey peygamber! Doğrusu bu Kuran senin için ve insanlar için bir hatırlatma ve kesin bir bilgidir. Siz bu Kur'an'dan sorumlu tutulacaksınız." (Zuhruf 44) Peygamberimiz de Kur'an'a uymakla yükümlüydü. Aynı yükümlülük bizim için de geçerlidir. O da bizim gibi kul idi. Fakat bir farkla ki; bize örnek gösterilmiş bir kul. "O yüce bir peygamberdi, biz kim ona uymak kim" gibi düşünceler yanlıştır. Peygamberimiz Kur'an-ı Kerim'de gösterilen yüce ahlak ve kulluk ilkelerini hayatında somut olarak yaşamıştır. Bu yüzden ona "yaşayan Kur'an" denmiştir. Bize düşen de Kur'an'ı anlayarak okumak ve peygamberimizi örnek alarak tıpkı onun gibi Kur'an'ı hayatımızda somutlaştırmaktır.  "Allah mü'minlere gerçekten büyük ikramda bulunmuştur. Çünkü onlara içlerinden bir elçi göndermiştir. O elçi Allah'ın ayetlerini (sözlerini) onlara bildiriyor " (Al-i ımran suresi 164)  Elçinin görevi kendisine bildirilenleri ekleme ve çıkarma yapmadan aynen insanlara aktarmaktır. ınsanlar eşer o elçinin (peygamberimizin) getirdiği sözü (Kur'an'ı) dinlemez ve itaat etmezlerse o elçiyi kabul etmemiş olurlar. Çünkü elçinin getirdiğini dikkate almamak elçinin elçiliğini anlamsız kılar. yani "ben peygamber aşığıyım", "canım kurban olsun senin yoluna" dedikleri halde elçinin getirdişi Kur'an'ı göz ardı edenler elçiyi hiçe saymışlar demektir. Ve bütün iddiaları boşa gider. O açıdan bir kişi ben peygambere inanıyorum, peygamberi seviyorum diyorsa onun getirdiğini Kur'an'ı dikkate almalı, ona kayıtsız kalmamalıdır. Müslümanlık lafla olmaz. Ben ıslam dinindenim diyen kişi ıslam'ın, insanın ve her şeyin sahibi olan Allah'ın sözlerini (Kur'an'ı) dinlemelidir.   "Kendilerine kitap verdişimiz kimseler kitabı hakkıyla okurlar. Çünkü onlar, o kitaba güvenirler. O kitabı görmezden gelenler ise zarara uğrayanlardır." (Bakara 121)  Bu ayette anlatılan kitap Allah tealanın kitabıdır. Bu ayetten anlaşıldığına göre kitabı okumak ona güvenmekle alakalıdır. Kitabı okumayan ona güvenmiyor yani inanmıyor demektir. Çünkü çok ciddi iddialarda bulunan bir kişiyi dikkate almamak ona güvenmemekle /inanmamakla ilgilidir. Kişinin Kur'an'ı Kerim'e yaklaşımı onun imanıyla doğru orantılıdır. ıman arttıkça Kur'an'a ilgi artar. Çünkü Kur'an alemlerin Rabbinin sözüdür. Dünyadaki sıradan insanların sözlerini bile çok merak eden insanlar Kur'an'a ilgisiz kalıyorlarsa onu hakkıyla tanıyamamışlar demektir. Allah'ın kitabını önemsemeyenler zarar edeceklerdir. Kitabı hakkıyla okumak demek; onu takip etmek, gösterdişi yolda iz sürmek, ona uymak demektir. Tabi ki uymak için anlamak lazımdır. Günümüzde çoğu insanın yaptığı gibi sevap kazanmak için anlamını bilmeden Kur'an'ı Arapça orijinalinden okumak onu hakkıyla okumak değildir. Kur'an'ı hakkıyla okumak demek onu anlamaya çalışmak ve ayrım yapmadan her ayete kesin itaatle olur. ısterse bu ayet, onun çıkarlarına veya düşüncelerine uygun gelmesin. Günümüzde müslümanım diyen herkes Kur'an'ın Allah sözü olduğunu kabul eder. Fakat ona, işine gelmeyen bir ayet okunduğu zaman onu kaale almaz. Veya çarpıtır. ışte böyle yapanlar Kur'an'a güvenmiyor demektir.   "Ey peygamber! Doğrusu bu Kuran senin için ve insanlar için bir hatırlatma ve kesin bir bilgidir. Siz bu Kur'an'dan sorumlu tutulacaksınız." (Zuhruf 44) Peygamberimiz de Kur'an'a uymakla yükümlüydü. Aynı yükümlülük bizim için de geçerlidir. O da bizim gibi kul idi. Fakat bir farkla ki; bize örnek gösterilmiş bir kul. "O yüce bir peygamberdi, biz kim ona uymak kim" gibi düşünceler yanlıştır. Peıgamberimiz Kur'an-ı Kerim'de gösterilen yüce ahlak ve kulluk ilkelerini hayatında somut olarak yaşamıştır. Bu yüzde ona "yaşaıan Kur'an" denmiştir. Bize düşen de Kur'an'ı anlayarak okumak ve peygamberimizi örnek alarak tıpkı onun gibi Kur'an'ı hayatımızda somutlaştırmaktır.  "Kim Rahman olan Allah'ın kitabına aldırış etmezse, onu bir şeytan kuşatır ve onun arkadaşı olur. Nitekim onu yoldan çıkarır. Buna rağmen o hala doğru yolda olduğunu sanır." (Zuhruf 36-37)  ınsanların çoğu "biz Kur'an'ı anlamayız" gibi bahanelerle Kur'an'dan uzak kalır, aldırış etmez, görmezden gelir, Kur'an'a karşı soğuk durur. Kendine rehber ve yol gösterici olarak Kur'an'ı seçmeyen böylelerine başkaları yol gösterir. Arkadaş edindiği kişi zamanla onu yoldan çıkarır. Fakat o bunun farkına bile varamaz, hatta kendini doğru yolda sanır. Çünkü şeytan doğru yolun üzerinde oturur ve insanları buradan döndürmeye uğraşır. yani şeytan bizim yanımıza kötü iş yapacağımızda değil hayırlı işler yapacağımızda gelir ve bizimle mücadele eder. yanlış yapanlarla şeytanlar niye uğraşsın ki Çünkü onlar zaten kendi yoldaşlarıdır. Bazı insanlar da insanlara dini söylemlerle koyu bir dindar olarak yaklaşır. ıbadet ederler, islami kavramlar kullanırlar, hatta Kur'an'ı ezbere bilirler. Fakat Kur'an'ı anlamaya çalışmazlar veya anlamak istemezler. Hayatlarının merkezine Allah ve Allah'ın kelamı Kur'an yerine başka kitap veya insanları koyarlar. Bazı iyi niyetli insanlar da (Kur'an'ı bilmedikleri için) bunlara uyarlar. Bu insanlar çok samimi ve iyi niyetli olabilirler. Fakat din konusunda niyetin iyi olması tek başına yeterli değildir. Allah'a kulluk ederken Allah'ın gösterdiği yöntemlerin dışına çıkılmamalıdır.   Bizim sorgulanamaz tek kutsalımız Kur'an'ı Kerim'dir. Çünkü Kur'an yüce Allah'ın sözüdür ve bunun binlerce delili vardır. Biz duıgularımızla veıa varsayımlarla değil aklımızı kullanarak bu sonuca varırız. Kur'an'ı iıi bilen bir kişi aklını da kullanırsa- kolay kolay yanlış işler yapmaz ve yanlış akımlara kapılmaz. Allah aklını kullanmayan insanları sevmez. Bir ayette şöyle buyurulmuştur: "Allah, aklını kullanmayanları pislik içinde bırakır." (yunus 100) Buradaki kastedilen pislik küfür ve şirktir. Bu pisliklerden ancak aklını kullananlar kurtulur. Özetle Kur'an'ı dost edinen Allah'ın sevgisini kazanır. Kur'an'a aldırış etmeyen kişi şeytanın dostluğuna davetiye çıkarmış olur. "Kimin arkadaşı şeytan olursa, o arkadaşların en kötüsüne düşmüş demektir." (Nisa 38)  "Benim Kitap'ımdan yüz çeviren bilsin ki onun sıkıntılı bir dünya hayatı olur ve kıyamet günü de onu kör olarak diriltiriz. O zaman: "Rabbim! Beni niçin kör olarak dirilttin, oysa ben dünyada gören bir kimseydim" der. Allah da: "Ayetlerimiz sana gelmişti de sen onları unutmuştun, önemsememiş, ilgilenmemiştin. Bugün de seninle kimse ilgilenmeyecek, önemsemeyeceksin" der. ışte haddi aşanları, Rabbinin ayetlerine güvenmeyenleri böyle cezalandıracağız." (Taha 124-125-126-127) Kur'an-ı Kerim'deki evrensel prensiplere uymayanlar mutlu olamazlar. Çünkü insanı yaratan Allah'tır. Ve nelerin insanı mutlu edeceğini, nelerin ona zarar vereceğini en iyi o bilir. Allah teala şöyle buyurmuştur: "yaratan yarattığını bilmez miş" (Mülk 14) Onun için hayatlarının merkezine Allah'ın kitabını değil de başka şeyleri koyanlar mutluluğu asla tadamazlar. Böylelerinin ahiretteki durumları ise daha da acıklı olacaktır.

 
 
 Kendi halinde bir tüccardı. Bir gün kumaşları gemiıe yükledi. Endonezıa'ya gitti, oraya yerleşti. ışini orada devam ettirdi. Kumaşları kaliteliıdi. Tam da halkın aradığı cinstendi. Kendisi de kanaat sahibi bir insandı. Kazancı az olsun, temiz olsun düşüncesindeydi. Bir gün geç geldi iş yerine. Eleman iyi bir kâr elde etmişti sattığı mallardan. Merak etti, sordu: - Hangi kumaştan sattın? -şu kumaştan efendim. -Metresini kaça verdin? -On akçeye. -Nasıl olur?" diıe hayret etti, -Beş akçelik kumaşı on akçeye nasıl satarsın? Bize hakkı geçmiş adamcağızın. Görsen tanır mısın onu? Eleman gitti, müşteriyi buldu, getirdi. Dükkân sahibi müşteriyi karşısında görür görmez, helâllik istedi ve fazla parayı müşteriye uzattı. Müşteri şaşırmıştı. Böyle bir durumla ilk defa karşılaşıyordu. -Ne demekti hakkını helâl et? Olay kısa sürede dilden dile dolaştı. Çok geçmeden kralın kulağına kadar vardı. Sonunda kral kumaş tüccarını saraya çağırdı. Kral sordu: -Sizin yaptığınız bu davranışı daha önce biz ne duyduk, ne de gördük. Bunun aslı nedir? -Ben, dedi tüccar, bir Müslüman'ım. ıslâm dini böyle emreder. Müşterinin bana hakkı geçmişti. Dolayısıyla kazancıma haram girmişti. Ben sadece bir yanlışı düzelttim. Kral, -ıslâm nedir, Müslümanlık nedir? Gibi peş peşe sorular sordu. Birer birer sorularını cevapladı. Kral ilk defa duyuyordu böyle bir dinin varlığını. Fazla zaman geçirmeden ıslâm'ı kabul etti. Daha sonra kısa süre içinde de halk Müslüman oldu.  250 milıonluk nüfusa sahip olan bugünkü Endonezya'nın Müslümanlığı kabul etmesindeki sır sadece beş akçelik kumaştı. yapılan tek şey vardı sadece: ınandığı gibi yaşamak, sahip olduğu güzellikleri çevresiyle paylaşmaktı. Efendimizin müjdesi herkese açık: "Doğru ve güvenilir tüccar, kıyamet gününde peygamberler, Sıddıklar (doğrular) ve şehitlerle beraberdir." yani, asıl etkili olan söz dili değil, hal diliydi. Konuşmaktan çok yaşamaktı. Anlatmaktan ziyade davranış dilinin devreye girmesiydi.
 
 
Ey  Rahmeti Bol Pahişah Cürmüm iLe GeLdim Sana

www.Aradigim.net

CuMa SahifeM/6
« : 14 Mart 2009, 22:52:50 »

Çevrimdışı HaşR

  • !
  • S|YöNetiCi
  • SüPeR üye
  • ******
  • Üye Puanl +6/-1
Ynt: CuMa SahifeM/6
« Yanıtla #1 : 14 Mart 2009, 22:58:55 »
Hocam Hakkınızı  helal ediniz.
Bu mübarek yazınızı  Ekledim Dilerseniz silin siz baştan ekleyin. Vertabanından çıkarıp 
yaklaşık 1 saat  üstünde  çalışarak ekledim.
O kadar muhteşem bir  sohbet kiiii  0---3 0---3 0---3 0---3 0---3 0---3 0---3
Bu yazı Milyon insanın Cennete Gitmesine vesile olabilir. Ellerinizden Öperim Hocam. ELLERİNİZDEN ÖPERİM.  HER HARFİNDE ERİDİM. GÖNÜL GÖZLERİNE HİTAP EDEN BU  SOHBETİNİZE HAYRANLIĞIMI İFADE ETMEK İSTİYORUM.
EN GERÇEĞİ APACIK Yüreğe sevdiren Bu yazınızla Gönlüme şifa olduğunuz için Size ne kadar  Teşekkür etsem azdır.  ELLERİNİZDEN ÖPERİM
SAYGILARIMLA

 O1s O1s O1s O1s O1s
Ey  Rahmeti Bol Pahişah Cürmüm iLe GeLdim Sana

www.Aradigim.net

Ynt: CuMa SahifeM/6
« Yanıtla #1 : 14 Mart 2009, 22:58:55 »

Çevrimdışı MiM

  • Grup YöNetiCi
  • SüPeR üye
  • *****
  • Üye Puanl +16/-0
Ynt: CuMa SahifeM/6
« Yanıtla #2 : 15 Mart 2009, 01:49:25 »
yav estağfirullah sevgili hasr. ne demek be abim... istirham ederim. herşeyden evvel, vermiş olduğunuz emek için çok teşekkür ediyorum. okuyup beğenmiş olmanızda ayrı bir mutluluk kaynağımdır. yüreğiniz varolsun güzel abim. gösterdiğiniz vefa ve dostluğa müteşekkirim. Allah razı olsun.