* * *

Son İletiler

Sayfa: [1] 2 3 4 5 6 ... 10
1
ÇoCuK gelişimi / Bebeğimin Sağlığı için
« Son İleti by ozgecan 20 Nisan 2012, 11:43:48 »
Bebeğimi büyütürken her türlü bilgiden faydalanmaya çalışıyorum. Mesela geçenlerde Molfix Facebook sayfasında bebeğime masaj yaparsam daha rahat uyuyacağını öğrendim. Here gece masaj yapıyorum kızıma.. Böyle önerileriniz varsa sizi de dinlemek isterim.
2
HaberLer / 2012 Memur Maaşları Ne Oldu?
« Son İleti by HaşR 11 Ocak 2012, 17:08:05 »
 1 Ocak'tan geçerli olmak üzere katsayılar enflasyon farkına göre düzenlenirken, 2011 yılının Temmuz-Aralık döneminde 0,06446 olarak uygulanan maaş katsayısı 0,066187'ye, 0,86251 olan taban aylık katsayısı 0,88562'ye, 0,02044 olan yan ödeme katsayısı da 0,020987'ye çıkarıldı.

-Maaşlardaki diğer iyileştirmeler-

Bu arada, 0-6 yaş grubunda yer alan çocuklar için 32.23 TL olarak ödenen aile yardımı ödeneği zam sonrası 33,09 TL'ye, diğer yaş grubundaki çocuklar için ise 16,12 TL'den, 16,55 TL'ye artırıldı.

Aynı şekilde eş için ödenmekte olan aile yardımı ödeneği ise 137,56 TL'den 141,24 TL'ye yükselirken, asgari geçim indirimi bekar memurlar için 59,74 liradan 66,49 TL'ye çıktı.

-Zamlı maaşlar-

Yeni katsayılar, memur maaşlarına yüzde 2,68'lik enflasyon farkını yansıtacak.

Söz konusu düzenlemelerin ardından aile ve çocuk yardımı almak kaydıyla müsteşar maaşı, 6 bin 472 liradan 6 bin 649 liraya, genel müdür maaşı ise 5 bin 667 liradan 5 bin 822 liraya çıkıyor. Böylece müsteşar ve genel müdür maaşında yüzde 2,73 oranında artış meydana geliyor.

Yeni düzenlemelerle 12'nin 1'inden maaş almakta olan bir hizmetlinin Aralık ayında bin 580 lira olan maaşı Ocak'ta bin 630 liraya, 13'ün 1'inden maaş almakta olan bir devlet memurunun Aralık'ta bin 696 lira olan aylık maaşı ise bin 749 liraya çıkıyor. Buna göre, hizmetli maaşındaki artış yüzde 3,16, diğer memurun maaşındaki artış 3,13 olarak belirleniyor.

9'un 3'ündeki bir öğretmenin maaşı bin 809 liradan, bin 865 liraya yükselirken, 8'in 1'indeki bir polisin maaşı da 2 bin 363 liradan, 2 bin 434 liraya yükselecek. Böylece söz konusu düzenleme ile öğretmen maaşında yüzde 3,1, söz konusu polisin maaşında da yüzde 3 oranında artış gerçekleşiyor.

-Sözleşmeli ücretleri-

Maliye Bakanlığı, enflasyon farkı nedeniyle sözleşmeli ücret tavanlarını da yeniden düzenledi.

Buna göre, KİT'lerde sözleşmeli olarak çalışan personelin Aralık ayında 3 bin 382 lira olan ücret tavanı, Ocak'ta 3 bin 472,60 liraya çıkarıldı.

657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu 4-B kapsamında çalışanların ücret tavanı ise 2 bin 999 liradan 3 bin 79,40 liraya yükseltildi.

En yüksek devlet memurunun Aralık'ta 3 bin 489 lira olan sözleşme ücreti de, 3 bin 582,50 lira olarak belirlendi.

-Kıdem tazminatı tavanı 2.805 lira olacak-

2011 yılının Temmuz-Aralık döneminde 2 bin 731,85 lira düzeyinde bulunan kıdem tazminatı tavanı ise 2 bin 805,04 lira olarak uygulanacak.

Öte yandan, devlet memurları ve sözleşmeliler, 15 Ocak'ta zamlı maaşlarını alacak. Toplu sözleşme görüşmelerinin ardından, yeni katsayılar belirlenecek. Toplu sözleşme görüşmelerinden çıkacak sonuç ile oluşacak fark da Ocak ayından geçerli olmak üzere maaşlara yansıtılacak.

-Memur maaşları-

Maliye Bakanlığına göre, memurların Aralık maaşları ile aile yardımı, çocuk yardımı ve buna göre hesaplanan asgari geçim indirimi tutarları dikkate alınarak hesaplanan ocak ayı maaşları  Bölgesel ödemeler ile ek ders ve yabancı dil tazminatı gibi ödemeler hariç, aile ve çocuk yardımı ödeneği dahil.

 
 
 
-Aralık maaşlarının içinde 137,56 liralık aile yardımı, 48,35 liralık çocuk yardımı ve buna göre hesaplanan 29,87 liralık asgari geçim indirimi yer alıyor.
 
Ocak ayı maaşlarının içinde 141,24 liralık aile yardımı, 49,64 liralık çocuk yardımı ve 33,24 liralık asgari geçim indirimi de bulunuyor.
3
HaberLer / Eski Genel Kurmay Başkanı İlker Başbuğ Tutuklandı
« Son İleti by HaşR 06 Ocak 2012, 00:40:49 »


'Komutana arz' notuyla İnternet Andı-cı'nın sunulduğu dönemin Genelkurmay Başkanı Org. İlker Başbuğ, şüpheli sıfatıyla ifade verdi. Başbuğ, 'darbeye teşebbüs ve terör örgütü kurmak ve yönetmek' suçlamasıyla tutuklanarak cezaevine gönderildi. Başbuğ, sivil yargıya hesap veren ve tutuklanan ilk Genelkurmay başkanı oldu.
 
Ergenekon davası kapsamında devam eden 'İnternet Andıcı' ile 'AKP ve Gülen'i Bitirme Planı' soruşturmasının uzandığı son isim İlker Başbuğ oldu. Eski Genelkurmay Başkanı Orgeneral Başbuğ, hükümet aleyhinde kara propaganda yapmak amacıyla Karargâh'ta kurulan internet siteleriyle ilgili soruşturmada 'şüpheli' sıfatıyla ifade verdi. 'Darbeye teşebbüs' ve 'terör örgütü kurmak ve yönetmek' suçlarından tutuklanması talep edilen Başbuğ, 2 saat süren mahkeme sorgusunun ardından cezaevine gönderildi. Başbuğ, söz konusu suçlamalarla sivil yargıya hesap vererek tutuklanan ilk Genelkurmay başkanı oldu.
 
Emrinde çalışan tutuklu subay ve generallerin kendisini işaret etmesi sonucu mahkemenin suç duyurusunda bulunduğu Başbuğ, dün 13.00'te Beşiktaş Adliyesi'ne geldi. Başbuğ'u, Savcı Cihan Kansız ile İstanbul Başsavcı Vekili Fikret Seçen sorguladı. Başbuğ'u 'şüpheli' yapan süreç, 'AKP ve Gülen'i Bitirme Planı'nın altında imzası bulunan emekli Albay Dursun Çiçek'in, İnternet Andıcı'nın emir komuta zinciri içinde hazırlandığını söylemesiyle başladı. Belgenin gerçek olduğunu itiraf eden Çiçek, "Sıralı amirler, benim kadar sorumludur." demişti. Daha sonra andıçta parafı bulunan tutuklu sanık Hasan Iğsız da Başbuğ'u işaret etmişti.
 
Mahkeme, davanın 30 Aralık 2011 tarihli duruşmasında, sanıkların savunmalarıyla ilgili beyanlarda ve belgelerde adı geçen İlker Başbuğ hakkında gereğinin takdir ve ifası için özel yetkili İstanbul Cumhuriyet Başsavcı Vekilliği'ne yazı yazılmasına karar verdi. Başsavcılık, söz konusu yazıya istinaden 2 Ocak'ta İlker Başbuğ hakkında soruşturma başlattı. Tebligat yapılan Başbuğ, dün savcının istediği saatte 13.30'da avukatıyla birlikte İstanbul Adliyesi'ne geldi. Soruşturma Savcısı Cihan Kansız'ın yaptığı sorguya zaman zaman İstanbul Özel Yetkili Başsavcı vekili Fikret Seçen de eşlik etti. Başbuğ'un sorgusu yaklaşık 7 saat sürdü. Savcının, 60 soru sorduğu öğrenildi. Başbuğ'un tüm soruları ayrıntılı bir şekilde cevapladığı belirtildi. Sorgusunun tamamlanmasının ardından Başbuğ, 'Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme' ve 'terör örgütü yönetmek' suçlarından tutuklanması talebiyle mahkemeye sevk edildi.
 
İlker Başbuğ'un mahkeme sorgusu yaklaşık 2 saat sürdü. Mahkeme sorgusunda hakkındaki bütün suçlalmaları reddeden Başbuğ, "Bu andıç bana arz edilmedi. Arz edilmiş olsa muhakkak üzerinde imzam ya da parafem olurdu." şeklinde konuştu. İlker Başbuğ, İstanbul Nöbetçi 12. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki sorgusunun ardından 'darbeye teşebbüs ve terör örgütü kurmak ve yönetmek' suçlamasıyla tutuklandı. 01.10 sıralarında adliyeden götürülürken gazetecilere konuşan Başbuş, "Türkiye cumhuriyetin 26 genelkurmay başkanı tutuklandı takdiri yüce Türk milletine bırakıyorum" ifadelerini kullandı.
 
Sanıklar Başbuğ'u suçlamıştı: Andıç ona sunuldu
Davanın 29 Aralık 2011'de görülen duruşmasında Bilgi Destek Dairesi Destek Şubesi'nde görev yaparken dava konusu 'İnternet Andıcı'nı hazırlayan tutuksuz sanıklardan Yüzbaşı Murat Uslukılıç'ın savunması alınmıştı. Andıç hazırlama emrini Dursun Çiçek'ten aldığını söyleyen Uslukılıç, "Andıcı taslak olarak hazırlayıp Dursun Albay'a gönderdim. Bildiğim kadarıyla andıç, Genelkurmay 2. Başkanı (Hasan Iğsız) tarafından Genelkurmay Başkanı'na (İlker Başbuğ) arz edildi. Genelkurmay Başkanı onayladıktan Dursun Albay andıcı bize getirdi.'' demişti. Kaos Planı'nın altında imzası bulunan Dursun Çiçek, mahkemedeki ifadesinde İnternet Andıcı'nın gerçek bir belge olduğunu itiraf etmişti. Savcılığa verdiği 13 sayfalık ifadede ise andıçtan sıralı komutanlarını sorumlu tutmuş, belgenin emir-komuta zinciri içinde hazırlandığını söylemişti. Çiçek, Korgeneral Mehmet Eröz, Korgeneral İsmail Hakkı Pekin ve Tümgeneral Hıfzı Çubuklu'yu kastederek, "Sıralı amirler benim kadar sorumludur." ifadesini kullanmıştı.
 
İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davanın 46. duruşmasında sanıklardan Genelkurmay Adli Müşaviri Tümgeneral Hıfzı Çubuklu da 2009'da hazırlanan andıcın yasaya uygun olup olmadığına baktığını söylemişti. Çubuklu, "Bizdeki işlem sadece hazırlıktır. Parafladığım andıçta hukuka aykırı bir şey yok. Bu andıç, 5651 sayılı yasaya göre hazırlanmış gerçek bir evraktır. Benim parafımdan sonraki işlem, belgeyi hazırlayan başkanlığa aittir. Bu da komuta katının imzasından sonra olur.'' diyerek üstlerini işaret etmişti. Çubuklu, İlker Başbuğ'un Kaos Planı belgesi için 'kâğıt parçası' ifadesini kullanmasının talihsizlik olduğunu söylemişti.
Yaklaşık 7 saat sorgulandı 60 soruya cevap verdi
 
Sabahın erken saatlerinden itibaren adliyeye gelen basın mensupları, gelişmeleri anında canlı olarak duyurdu. Savcı Cihan Kansız, İlker Başbuğ'a 60 soru yöneltti. Başbuğ'un yaklaşık 7 saat süren sorguda bütün soruları ayrıntılı bir şekilde cevapladığı belirtildi. Mahkemenin, tutuklamaya gerekçe olarak CMK'nın 103'üncü maddesinde yer alan 'kuvvetli suç şüphesi ve delilleri karartma ihtimali'ni gösterdiği öğrenildi.


O istemezse, kalem bile oynatamazsınız
İnternet Andıcı davasında tutuklu yargılanan emekli ve muvazzaf askerler, savunmalarında sürekli İlker Başbuğ'u işaret etmiş ve andıcın emir komutayla hazırlandığını açıklamıştı. Tutuklu sanıklardan eski 1. Ordu Komutanı Orgeneral Hasan Iğsız, yayınlanan andıçta en yetkili makamın 'Genelkurmay başkanı' olduğunu söylemişti. Dava konusu andıç hazırlandığında Genelkurmay 2. başkanı olarak görev yaptığını hatırlatan Iğsız, çapraz sorgusunda, savcının sorusu üzerine belgedeki 'Sayın komutana arz' ifadesini de detaylandırmıştı. Iğsız, "Sayın komutana arz demek, bu kişinin, yetkilisinin o olduğunu gösterir. Ona arz edilmeden hiç kimse kalem oynatamaz, işlem tamamlanamaz... Eğer bir tasarrufta bulunma ihtiyacı ortaya çıktıysa böyle bir konu en üst makama sunulmadan karar alınması mümkün değildir." ifadelerini kullanmıştı. İnternet Andıcı'nın yayımlanmasıyla ilgili en yetkili makamın hangisi olduğu yönündeki soruya ise 'Genelkurmay başkanı' şeklinde cevap verdi.
 
Tutuklu sanıklardan Adana 6. Kolordu Komutanı Korgeneral Mehmet Eröz de yapılanların emir-komuta zinciri içerisinde olduğunu söylemişti. Eröz, andıç emrinin komuta katından geldiğini aktarmıştı.Söz konusu internet sitelerinin Genelkurmay bünyesinde kurulduğu ileri sürülüyor. İddialara göre, sitelerde AK Parti hükümetinin aleyhinde yayınlar yapılıyordu. Siteleri hazırlayan kişi ise İrticayla Mücadele Eylem Planı'nın altında imzası bulunun emekli Albay Dursun Çiçek. Kaos Planı da AK Parti'yi hedef almıştı. Plan, masum insanlara suç isnat edip, askerî mahkemelerde yargılamayı öngörüyordu.
4
Arabesk, fantezi müzik sanatçısı Azer Bülbül, Antalya'da kaldığı otel odasında ölü bulundu.

Yaklaşık 2 haftadır Güllük Caddesi üzerinde bulunan Max Taverna adlı gece kulübünde sahneye çıkan Azer Bülbül'ün menajeri Sıddık Bölükbaşı, sanatçıya telefonla ulaşamayınca akşam saatlerinde konakladığı Kızılsaray Mahallesi'nde bulunan Mostar Otel'i arayarak, otel görevlilerinden Bülbül'ün uyandırılmasını istedi. Otel görevlileri 408 nolu odadaki sanatçıdan karşılık alamayınca anahtarla kapıyı açıp içeri girdi. Yatağında hareketsiz yatan Azer Bülbül için ambulans çağrıldı. İhbar üzerine gelen 112 Acil Yardım ekipleri, sanatçının öldüğünü belirledi.
Durumun bildirilmesi üzerine otele gelen Antalya Emniyeti Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekipleri, sanatçının cesedinin bulunduğu odada inceleme yaptı. Olay Yeri İnceleme ve Kimlik Tespit Şube Müdürlüğü ekiplerinin ceset üzerindeki incelemeleri ise sürüyor. Ölüm nedeni henüz bilinmeyen Azer Bülbül'ün 10 Ocak tarihine kadar Max Taverna'da sahneye çıkmak için anlaşmasının bulunduğu belirtildi. Olay ile ilgili soruşturma devam ediyor.

Antalya'da otel odasında ölü bulunan sanatçı Azer Bülbül'ün cenazesi Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı.

Şarampol Caddesi'ndeki 3 yıldızlı bir otelin 4'üncü katındaki odasında ölü bulunan Azer Bülbül'ün cesedi, cumhuriyet savcısı ve polis ekiplerinin incelemesinin ardından otelden çıkartılarak cenaze aracına konuldu. Cenazesi Adli Tıp Kurumu morguna kaldırılan Bülbül'ün, kesin ölüm nedeninin yapılacak otopsiden sonra belirleneceği bildirildi.
                                                                                     

İŞTE İLK BELİRLEMELERE GÖRE ÖLÜM NEDENİ

Azer Bülbül'ün ölüm nedeni ilk belirlemelere göre kalp krizi olduğu öğrenildi.

Antalya'da kaldığı Şarampol caddesi üzerinde bulunan 3 yıldızlı Mostar otelinin 4'üncü katındaki odasında menajeri tarafından ölmüş olarak bulunan ünlü türkücü Azer Bülbül'ün cesedinde cumhuriyet savcısı ve polis ekiplerinin incelemesi tamamlandı. Yakınları tarafından tabuta konularak çıkartılan cenaze, otopsi yapılmak üzere Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı. Azer Bülbül'ün ilk yapılan incelemelerde kalp krizi sonucu öldüğü belirlendi. Bülbül'ün, kesin ölüm nedeninin yapılacak otopsiden sonra belirleneceği bildirildi.

Yirmi gündür Antalya'da bulunan sanatçı Azer Bülbül'ün bir eğlence merkezinde her akşam sahneye çıktığı öğrenildi. Yılbaşından önce İstanbul'a döneceği belirtilen Azer Bülbül'ün eğlence merkeziyle yeniden anlaşma yapması nedeniyle Antalya'da kaldığı öğrenildi. Azer Bülbül'ün 10 Ocak tarihine kadar Antalya'da sahne programı olduğu öğrenildi.

Biz Pirsushaber.com olarak ailesine başsağlığı diliyoruz ve allah rahmet eylesin mekanı cennet olsun inşallah diyoruz...
5
Tefsir ve Tefsir Dersleri / Ynt: - 114 - NÂS SÛRESİ Tefsiri
« Son İleti by HaşR 29 Aralık 2011, 01:07:40 »
NÂS SÛRESİ
 
114
 

İndiği Yer :
 

Mekke

 

İniş Sırası :
 
21

 

Âyet Sayısı:
 

6

 

Nüzulü
 

Mushaftaki sıralamada yüz on dördüncü, İniş sırasına göre yirmi birinci sûredir. Felak sûresinden sonra, İhlâs sûresinden önce Mekke'de inmiştir. Felak sûresinin Medine'de indiğini söyleyenler Nâs sûresi için de aynı şeyi söylemişler­dir.[1]

 

Adı
 

Sûre adını ilk âyetinde geçen ve "insanlar" anlamına gelen "nâs" kelimesin­den almıştır. Aynca "Kul eûzû bi rabbi'n-nâs" ve Felak süresiyle birlikte "Muav-vizeteyn, Mukaşkışeteyn" adlarıyla da anılmaktadır.[2]

 

Konusu
 

Sûrede sinsice kötülüğe sürükleyen cinlerin ve İnsanların şerrinden Allah'a sığınılması öğütlenmektedir. [3]

 

Meali
 

Rahman ve rahîm olan Allah'ın adıyla... l-6.De ki: "Cinlerden olsun in­sanlardan olsun, insanların kalplerine vesvese sokan sinsi şeytanın şerrinden insanların rabbine, insanların mâlik ve hakimine sığınırım!" [4]

 

Tefsiri
 

1-6. Allah Teâlâ insanları yaratıp maddî ve manevî nimetleriyle hem bede- nen hem de ruhen beslediği, yetiştirdiği, eğittiği için kendi zâtını Rab ismiyle an-mıştır. Râgıb el-Isfahânî, "mâlik ve hakim" diye çevirdiğimiz 2. âyetteki "melik" kelimesini özetle şöyle açıklar: Melik, emir ve yasaklarla insan topluluğunu yöneten kişidir. Bu kelime özellikle akıllı varlıkları yöneten için kullanılır; meselâ "insanların meliki" denir, "eşyanın meliki" denmez [5] Yönetilen bütün insanlar olunca kanunlarıyla, buyruk ve yasaklarıyla onların yöneticisi, mâlik ve hakimi de Allah'tan başkası değildir. "İnsanların İlâhı"ndan maksat da sadece kendisi ibadete lâyık olan Allah'tır[6]  Allah Teâlâ bütün mahlûkatm rabbİ olduğu halde burada üç âyette de "insanlar"ın tekrarlanması, onların mahlûkatm en üstünü ve en şereflisi ol­duğuna vurgu yapar. Ayrıca dünyada insanları yöneten hükümdarlar, krallar ve bunları tanrı sayıp tapan kavimler geçmişte görülmüştür, bugün de farklı boyut ve tezahürlerde görülebilmektedir. Bu sebeple sûrede insanların rablerinin de hüküm­darlarının da ilâhlarının da sadece Allah olduğu ve yalnızca O'na sığınmak, O'na tapmak O'nun hükümranlığını tanımak gerektiği vurgulanmıştır.

"Şeytan" diye çevirdiğimiz "vesvâs" kelimesi, "vesvese"den türemiş ve aşırılık ifade eden bir sıfat olup "çokça vesvese veren" demektir. Vesvese "şüphe, tereddüt, kuruntu, gizli söz, kişinin içinden geçen düşünce" demektir; terim olarak, "zihinde irade dışı beliren ve kişiyi kötü ya da faydasız bir düşünce ve davranışa sürükleyen kaynağı belirsiz fikir, şüphe ve kuruntu" anlamına gelir. Bir kimseye böyle bir düşünceyi telkin etmeye de "vesvese vermek" denir. Vesvese genel olarak insanı kötü, din ve ahlâk dışı davranışlara yönelten bir iç itilme olarak his­sedilir. Bu anlamdaki vesvesenin kaynağı şeytandır. Nitekim birçok âyette şey­tanın insana vesvese verdiği ifade edilmiştir [7] Kötülük sembolü olan şeytan, gerçek bir varlığa sahip olmakla birlikte onun insan üzerindeki etkisini psikolojik yolla gerçekleştirdiği söylenmektedir. [8]  Vesvesenin bir diğer kaynağı ise kişinin nefsidir; Kaf sûresinin 16. âyeti de bunu ifade etmektedir.

"Vesvâs" kelimesi hem insanlara vesvese veren görünmez şeytanı hem de in­sanları yoldan çıkarmak ve onlara kötülük yaptırmak için gizlice tuzak kuran in­san şeytanlarını ifade eder. "Sinsi" diye tercüme ettiğimiz "hannâs" kelimesi ise "gizli hareket eden ve geride kalmayı âdet haline getiren" anlamında bir sıfattır.

Burada, Felak sûresinde anlatılan serlerin benzeri büyük bir serden Allah'a sığınılması emredilmektedİr. Fakat bu şer insanlara bilemedikleri bir yolla, yani gizli güçler ve nefsanî arzular yoluyla geldiği için insanlar bazen gafilce hareket edip buna karşı tedbir almazlar; kötülük yaptıkları halde iyilik yaptıklarını sanır- far. Bu şer, âyet-i kerimede anlatıldığı üzere insanın manevî varlığını, ebedî mut­luluğunu yok etmek isteyen ve onu ruhen zehirleyerek ebedî hüsrana düşürmeye çalışan şeytanların şerridir. Sûrede bu serden Allah'a sığınmayı isteyen buyruk, bizce belirsiz bir kaynaktan veya içimizden geîen arzu, duygu ve düşünceler kar­şısında uyanık obuayı, bunları akıl, vicdan ve dinî değerler süzgecinden geçirmeyi de içermektedir.

Son âyet-i kerimeden de anlaşıldığı üzere İnsanları aldatmaya ve doğru yol­dan saptırmaya çalışan iki tür şeytan vardır: Birincisi cin şeytanlarıdır ki bunlar in­sanların içine vesvese düşürerek onları yanlış yola sürüklemek isterler. Her in­sanın, kendisini kötülüklere sürüklemeye, kötü işleri onun gözünde güzel göster­meye çalışan bir şeytanı vardır. Nitekim Hz. Peygamber, her insanın kendine ait bir cini (şeytanı) bulunduğunu bildirmiştir. [9]  Başka bir hadiste de "Şeytan Âdemoğlunun kan damarlarında dolaşır" buyurulur. [10]  İnsanları doğru yoldan saptıran diğer şeytan ise insan şeytanlarıdır. Bunlar, gerçeklik ve değer ölçülerini kaybetmiş, kendilerini nefsanî haz ve arzuların akıntısına kaptırmış, bu mânada şeytanın esiri olmuş insanlardır. Bunlar insana çoğu zaman sureti haktan görünerek yaklaşır, sonu hüsranla biten davranışlara yöneltirler. [11]



--------------------------------------------------------------------------------

[1] bk. Şevkânî, V, 620; tbn Âşûr, XXX, 631

Prof. Dr. Hayrettin Karaman, Prof. Dr. Mustafa Çağrıcı, Prof. Dr. İbrahim Kafi Dönmez, Prof. Dr. Sabrettin Gümüş, Kur’an Yolu:V/701.

[2] Prof. Dr. Hayrettin Karaman, Prof. Dr. Mustafa Çağrıcı, Prof. Dr. İbrahim Kafi Dönmez, Prof. Dr. Sabrettin Gümüş, Kur’an Yolu:V/701.

[3] Prof. Dr. Hayrettin Karaman, Prof. Dr. Mustafa Çağrıcı, Prof. Dr. İbrahim Kafi Dönmez, Prof. Dr. Sabrettin Gümüş, Kur’an Yolu:V/701.

[4] Prof. Dr. Hayrettin Karaman, Prof. Dr. Mustafa Çağrıcı, Prof. Dr. İbrahim Kafi Dönmez, Prof. Dr. Sabrettin Gümüş, Kur’an Yolu:V/701.

[5] Müfredâîü'i-Kur'ân, "mlk" md

[6] ilâh hakkında bilgi için bk. Bakara 2/163

[7] meselâ bk. A'râf 7/20; Tâhâ 20/120

[8] geniş bilgi için bk. Hayati Hökelekli, "Vesvese", İFAV Ans., IV, 458

[9] Dârimî, "Rikak", 25; Müsned, 1,385

[10] bk. Buhârt, "Ahkâm", 21

[11] Prof. Dr. Hayrettin Karaman, Prof. Dr. Mustafa Çağrıcı, Prof. Dr. İbrahim Kafi Dönmez, Prof. Dr. Sabrettin Gümüş, Kur’an Yolu:V/701-703.
6
Tefsir ve Tefsir Dersleri / - 114 - NÂS SÛRESİ Tefsiri
« Son İleti by HaşR 29 Aralık 2011, 01:05:16 »


NÂS SÛRESİ

 

 

 

         Mushaf’taki sıralamaya göre kitabımızın 114., Nüzûl sıralamasına göre 21., Mufassal sûreler kısmının on beşinci grubunun on ikinci ve sonuncu sûresi olan Nâs sûresi Mekke’de nâzil olmuş olup âyetlerinin sayısı 6’dır.

“Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla”
 
Hamd yalnız ve yalnız âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur. Salât ve selâm Allah’ın Rasûlü’ne, O’nun pâk aile halkına ve ashabına olsun. Rabbimiz bizden kabul buyur. Çünkü sen her şeyi işitensin, her şeyi bilensin.

“Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla.”

 1. “De ki: İnsanların Rabbine sığınırım. 2. İnsanların Melikine. 3. İnsanların İlâhına. 4. Sinsice kalplere vesvese ve kuşku verip duran vesvâs’ı hannâs’ın (vesvesecinin) şerrinden. 5. Ki o insanların göğüslerine vesvese verir. 6. Gerek cinlerden, gerekse insanlardandır o.”
7
Noel Baba ( .... - .... )


Bütün dünyada Noel Baba olarak tanınan Aziz Nicholaos, Türkiye’nin Akdeniz kıyılarında önemli bir Lykia kenti olan Patara'da doğmuştur.

M.S. 300'e doğru Patara refah içindeyken kentte yaşayan zengin buğday tüccarının bir oğlu olur ve ona Nicholaos adı verilir. Doğduğunda göğün bir hediyesi, ana-babasının dualarının ve sundukları adakların bir meyvesi, fakirlerin bir kurtarıcısı olarak dünyaya geldiğine işaret edilmiştir. Daha gençliğinde bile mucizeler yarattığına inanılır. Bu inanca göre inşa halindeki bir kilisenin yıkılmasıyla enkaz altında kalan Nicholaos, annesi ağlayıp inlerken, üzerine yığılan taşların altından sağlam olarak kurtulmuştur.

Bir süre sonra babası öldüğünde büyük bir servetin tek mirasçısı olmuş ve servetini yoksullara yardım için harcamaya karar vermiştir. Bu sırada Patara'da önceleri çok zengin olan bir şahıs fakirleşmiş ve kızlarının çeyizini yapamayacak duruma gelmiştir. Çaresizlikten kızlarını satmayı bile düşündüğü bir anda, Nicholaos durumu görerek onlara yardım etmeye karar verir. Kendini belli etmemek ve aynı zamanda gururlarını kırmamak için kızların evine gece gider. Onlar uykuda iken büyük kızın açık olan penceresinden çeyizine yetecek olan bir kese altını içeri atar. Sabah parayı bulan büyük kız çok sevinir ve kötü durumdan kurtulur.

Daha sonra ortanca ve küçük kızın çeyiz paralarını da karşılamak isteyen Nicholaos, pencereleri kapalı olduğu için bacadan atar. İşte Noel Baba'nın yılbaşında hediye bırakma öyküsü böylece doğar. İkonalarda ve resimlerde de Nicholaos'ın üç altın top ile gösterilmesi bu yüzdendir.

Aziz Nicholaos'un yaşamıyla ilgili bir öykü de şöyledir;

Nicholaos hacı olmak üzere Kudüs'e gider. Geri dönüşünde fırtınaya tutulan gemiyi dualarıyla batmaktan kurtarır, ayrıca denize düşerek boğulan bir denizciyi de diriltir. O günden sonra Aziz Nicholaos denizcilerin de koruyucu azizi olarak kabul edilmiştir.

Nicholaos bir müddet sonra Patara'nın komşu kenti Myra'ya göç eder. Myra Başpiskoposu ölmüş yerine geçecek kişi üzerinde anlaşma sağlanamamıştır. Bunun üzerine sabah kiliseye ilk gelen kişinin başpiskopos olması kararlaştırılır. Aziz Nicholaos kiliseye ilk gelen kişi olarak başpiskopos seçilir. Burada da mucizelerine devam ederek üç generali ölümden kurtarır. Diğer bir öyküsü ise şöyledir:

0 yıl Myra'da kıtlık çıkar. İskenderiye'den Byzantion'a mısır götüren bir filo Myra'nın limanı olan Andriake'ye uğrar. Nicholaos hemen limana koşar ve her gemi başına bir miktar mısır vermelerini ister. Gemiciler Byzantion'a vardıklarında istemeyerek verdikleri mısırların yerlerinde olduğunu hayretle görürler.

Hıristiyanlara karşı olan İmparator Diocletianus ve Licinius zamanında Nicholaos da diğer Hıristiyanlar gibi bir ara hapsedilmiştir. M.S. 325 tarihinde Hıristiyanlık içindeki problemleri çözmek için İznik'teki (Nikaea) meclis toplantısına Myra Başpiskoposu olarak katılır. Yolda giderken bir handa öldürülerek salamura yapılmış üç çocuğu dirilttiği daha sonra Bonaventure adlı bir kilise adamı tarafından iddia edilmiştir. Ögrencilerin de koruyucusu olduğuna inanılan Aziz

Nicholaos'un 6 Aralık 343'te 65 yaşında iken öldüğü sanılmaktadır. Myralılar onun adına bir kilise yaparak içindeki lahitte onu sonsuz uykusuna bırakmışlardır.

Haçlı Seferleri sırasında 20 Nisan 1087'de Bari'den gelen tüccarlar kemiklerini çalıp Bari'ye götürmüş ve yaptıkları bazilikaya gömmüşlerdir. onun olduğu sanılan geride kalmış bir kısım kemik ise bugün Antalya Müzesi'nde saklanmaktadır.
8
BUNLARI BiLiYORMUYDUNUZ? / Hayatınızı Kurtaracak 16 İpucu
« Son İleti by HaşR 27 Aralık 2011, 02:11:50 »
Hayatınızı Kurtaracak 16 İpucu
Londra'daki King College Hastanesi Yaşlanma Bilimi Enstitüsü tarafından yapılan bir araştırma, vücudumuzun bize hayatımızı kurtaracak tam 15 ipucu verdiğini ortaya koydu.
Sağlıklı yaşam konusunda birçok araştırmaya imzasını atan; Londra'daki King College Hastanesi Gerontoloji (yaşlanma bilimi) Enstitüsü'nde araştırmalarını yürüten Prof. Dr. Robert Wale, "Sadece parmaklarınızın uzunluğu bile sizin sağlığınız hakkında kayda değer bilgi sahibi olmamızı sağlıyor aslında. Siz de vücudunuzla ilgili önemli detaylara; dikkat ederek sağlığınızı koruyabilirsiniz " diyor ve ekliyor: "Vücudunuz; siz fark etmeden sağlığınızla ilgili en önemli ipuçlarını veriyor.
"Prof. Wale'ye göre, tırnaktan gözlere, doğum kilosundan avuç içine kadar vücuttaki her şey birer gösterge. O halde bir test yaparak ne kadar sağlıklı olduğumuzu anlamak mümkün. Wale'nin "İşte hayatınızı kurtaracak 16 ipucu" dediği test şöyle:

1.Tırnaklar :
Tırnaklarınıza dikkatle bakın. Eğer hafif mavilik yada; morluk görürseniz bu bir kalp hastalığıyla karşı karşıya olduğunuz anlamına gelebilir. Tırnaklarınızın aşırı kalın olması ya da üstlerinde tümsekler olması da nefes alma hatta akciğer sorunlarıyla karşı karşıya olduğunuzu gösterebilir.

2. Nefeslerinizi sayın :
Eğer dakikada 15 kez ve daha altında nefes alıp veriyorsanız sağlıklı ciğerlere sahipsiniz demek... Eğer 25 kez nefes alıp veriyorsanız o zaman sağlığınıza dikkat etmelisiniz.

3. Gözler :
Aynada gözlerinizden birine bakın. İris'in etrafında beyaz bir daire varsa kolesterol seviyeniz yüksek anlamına geliyor. Bu aynı şekilde yaklaşan kalp sorunlarının da en büyük habercisi.

4. Avuç içinize bakın :
Avuç içlerinize dikkatle bakın. Eğer kırmızı ve lekelilerse karaciğerinizde sorun var demek.

5. Hafıza kontrolü :
Bir tepsinin üstüne rasgele 10 eşya koyun. Tepsiye sadece 10 saniye bakın. Kaç tanesini hatırlayabildiniz? İyi bir hafızanızın olması Alzheimer'le karşılaşma riskinizin daha az olacağı anlamına geliyor.

6. Kas kontrolü :
Sırt üstü yatın. Bacaklarınız dümdüz olsun. Bir bacağınızı havaya kaldırın. Bir kişinin ayağınıza bastırmasını isteyin. Eğer bacağınız yere düşüyorsa,kaslarınız da bir zayıflık olduğu anlamına geliyor.

7. Görünüş :
Gözünüzün hemen altında elmacık kemiğiniz üzerine bir cetvel yerleştirin. Sonra cetvelin üstüne bir kredi kartı yerleştirin kartı en rahat okuduğunuz uzaklığı ölçün.
Ne kadar yakına gelirse gelsin kartı rahat okuyabiliyorsanız göz sağlığınızın iyi olduğu anlamına geliyor.

8. Tiroit misiniz? :
Kollarınızı yere paralel olarak tam karşınızda birşeye uzanıyormuş gibi uzatın. Ellerinize dikkat edin. Eğer elleriniz bu pozisyonda titriyorsa o zaman tiroit olma riskiniz çok.

9. Düz yürümek :
Yere bir metre uzunluğunda bir çizgi çizin. Üzerinde rahat rahat yürüyebiliyorsanız, vücudunuzun koordinasyonu iyi işliyor demektir.

10. Doğum kilonuz :
Annenize kaç kilo doğduğunuzu sorun. 3 kilonun altında doğmuşsanız kalp sorunlarıyla karşı karşıya kalabilirsiniz.

11. Beliniz kalın mı? :
Vücut şekliniz elmaya benziyorsa, yani yağlarınız belinizin çevresinde toplanıyorsa, kalp sorunu yaşama riskiniz daha fazla.

12. Tuvalet sıklığı :
Her 3 saatte bir tuvalete birden çok gitme ihtiyacı mı hissediyorsunuz? Diyabetin en erken alarmlarından biri sık sık tuvalete gitmektir.

13. Nabız kontrolü :
Nabzınız ne kadar yavaş atıyorsa o kadar uzun yaşayacaksınız demektir. Yani nabzınız 70'in altındaysa sağlıklısınız anlamına geliyor.

14.Dişlerinizi fırçalayın :
Eğer dişleriniz kanıyorsa, kalbiniz tehlikede demektir.

15. Parmak uzunluğu : İşaret ve yüzük parmakları aynı uzunlukta olan kişilerin kalp krizi geçirme riski daha fazla.


16. Ayak bilekleri :
Baş parmağınızla ayak bileğinizin arka kısmına bastırın. Eğer bastırdığınız noktada çok fazla çukurluk oluşuyorsa, o zaman kalp, akciğer, böbrek sorunlarıyla karşı karşıya kalabilirsiniz.
9
İnsandan gayrı ölümü düşünen, ölüm ve ötesine kafa yoran bir başka varlık yok. İnsanın doğumuyla başlayan ölüm hadisesini, alimi, cahili, makamlısı, makamsızı, rütbelisi rütbesizi, unvanlı olanı olmayanı düşünmüş ve düşünüyor. Bazı bilginler, felsefe yapmanın ölüme hazırlanmaktan başka bir şey olmadığını söylüyor. Dünyanın bütün ilim adamları ve akıl sahipleri aynı düşünce üzerinde yoğunlaşıyorlar. 

Aklımız bize iyi, güzel ve rahat bir hayat sunmakla sorumludur. Dünyayla ilgili bütün görüşler aynı noktada birleşir. Dünyada bulunmanın amaçlarından biri de mutlu olmaktır.  Üzülmek olduğunu düşüneni kimse dinlemez!


Yolun sonu ölüm. Kaçınılmaz son bu. Ölüm bizi korkutsa da düşüp kalkmadan ileriye nasıl adım atabiliriz? Ölüm korkusuna çare, onu düşünmek, anlamak ve öğrenmekle mümkündür. Pek çok kişi, ölümden bahsedildiği zaman korkuya düşer. Ölüm kelimesini duyar duymaz, şeytandan kaçar gibi oradan uzaklaşır. Ölümün kulağa hoş gelmediğini düşünen kimseler, “öldü” yerine “yaşamayı bıraktı” veya “artık yaşamıyor” gibi sözlerle kendilerini teselli etmeye çalışırlar.

İnsan doğumundan otuz kırk sene sonra, bu kadar daha yaşayıp yaşamayacağını düşünür. Ehhh daha epeyce zaman var, şimdiden bunu düşünmek deliliktir diyerek geçiştirmek ister. Fakat bakar ki etrafında genç yaşlı hayatı bırakıp gidiyorlar. Ne kadar uzun yaşarsa yaşasın biraz daha demeyen yoktur. Hayatın ne zaman sona ereceğini kimse bilmez. Doğmamız, yaşıyor olmamız ve ölmemiz bize ait değil ki! Ölüm bize o kadar çok yakın ki hangi yoldan ulaşacağını bilmiyoruz. O geleceği zaman bile kendimizi koruyamayız.

“İnşaat yaptırmak üzere bir arkadaşımla, inşaat mahalline gidiyoruz. Şurada bir evlik arsa mı var diye bir yer gösteriyorum. Böyle konuşarak giderken, üzerine rasgele tahtalar atılmış bir yerde durduk. Arkadaşım onların üzerine bastı, ben sağ arka tarafındayım, o soluna bakarak bana bir şeyler anlatıyordu. O sıra bastığı yerin kuyu olduğunu fark ettim, sağ yanı biraz açıktı. Ağabey ağabey demeye kalmadı, sağ ayağını boşluğa attığı gibi kuyuya düştü. Düşerken: “Bana böyle mi yapacaktın” diyerek kuyunun içindeki suda kayboldu. Ben, on-on beş metre bir ip bulup kuyunun içine ucunu sallamayı düşünürken uyandım” Rüya da olsa epeyce üzüldüm. Çünkü ölümün birdenbire karşıma çıkıvermesine bir hayli şok olmuştum.

 Trakya Fatihi Gazi Süleyman Paşa’nın av sporunda atıyla birlikte, futbolcuların top oynarken düşüp, aletli jimnastik salonlarında halter kaldıran gençlerin aniden öldüklerini, duyduk, televizyon ekranlarında gördük.
 Bir adamın tam üstünden geçen bir kartalın pençesinden düşen kaplumbağa ile, yine geçen günlerde İstanbul’da caddede yürüyen bir genç kızın üzerine düşen cam yüzünden ölmesi, ölümün insana ne kadar yakın olduğunun birer delili değil mi?

 Sık sık rastlanan bu tür sıradan örnekler gözümüzün önünden akıp giderken ölümü düşünmemek mümkün mü? Ölüme önceden hazırlanmak gerekir. Ölüme ilgisiz kalmak hayvanlara mahsus bir haldir. Ölümün tuhaf olduğunu düşünmeyelim. Sürekli onu düşünerek kendimizi ona alıştırmaya çalışalım. Hayal gücümüz elverdiğince her yere ölümü koyalım. Arabamızla yolda giderken bir direksiyon hakimiyetsizliği olduğunda, caddede yürürken başımıza düşecek bir kiremidi gördüğümüzde kendi kendimize tekrarlayalım: “Ah, ya ölüm bundansa!” deyip ciddiyetle . Ölümün nerede, ne zaman bizi beklediğini bilmediğimiz için biz onu her yerde ve her zaman bekleyelim.

Ölüm dünya hizmetinden terhis, ahiret hayatına sevkıyattır. Ölümün kötü olmadığını anlayanlar için hayatta hiçbir kötülük yoktur. Ölümü tanımak, insanı her türlü bağımlılıktan ve baskıdan kurtarır. Güveninizi kaybetmeyin, ömrünüzün ne kadar süreceğini asla düşünmeyin! Ölüm gerçeği hayal gücünüzü aşar. Ölümle mücadele etmek gülünçtür! Ölümü önceden düşünmenin çok faydaları vardır. Çalışmadan, sıkıntı çekmeden bir şey elde edilemez. Sağlıklı iken ölümü fark etmekle hasta iken fark etmek aynı değildir. Tahammül edebilmemiz için ALLAH bizi birdenbire ihtiyarlatmıyor. İnsan fıtratı ani değişikliklere katlanamaz. Kur’an’ın 23 yılda tamamlanmasının hikmetlerinden biri de bu olsa gerek! Doğduğumuzdan beri ölüyoruz. Gençliğimiz öldüğünde pek sarsılmıyoruz. Çünkü o elimizden alıştırıla alıştırıla alınıyor. Ölümün gizli tutulması hayat unsurunun öğelerindendir.

Ölerek dünya hayatına çıktık. Burada ahiret hayatına hazırlandık. Dünyada ölerek ahiret hayatında dirileceğiz ve ebedi yaşayacağımız hayatta kalacağız. Var oluşumuzun hikmeti hayat ve ölüm iledir. Doğum günümüz, bizi hayata ve ölüme götüren ilk gündür. Doğarken ölüyoruz. Daha hayata başlarken ölüm gerçeğiyle karşı karşıya geliyoruz.

Hayatı değerlendirmeyi bilmeyenler üzülmeyin! Eğer hayat sizin için öyle geçip gittiyse, onu kaybetmiş olmanız önemli değil. Meyvesiz biraz daha yaşamanın ne önemi var ki? Hayat iyiler ve kötüler yumağıdır. Sizin hangisinden ne kadar ördüğünüz önemlidir. İyi bir gün yaşadığınız zaman, uzun yaşadığınız kederli bir zamandan daha uzundur.

Şu gökyüzü tavanında asılı duran güneş, ay, yıldız atamız Adem zamanında da aynıydı. Şimdi de aynı, gelecek nesiller için de aynı kalacak. Her şey ömrünü sizinle beraber dolduruyor. Siz öldüğünüzde aynı anda binlerce insan, hayvan ve binlerce yaratık da sizinle beraber ölüyor. Yaşamak ve ölmek birbiriyle eş değerdedir. Hayat için su, toprak, hava ve ateş neyse, ölüm için de aynıdır.


Her gün ölüme yaklaşırız, ama son gün onunla kucaklaşırız.
Risale-i Nur Akademisi'nden alıntıdır..
10
Fıkhi Konular / Ynt: Faiz Nedir? Neden Haramdır ?
« Son İleti by HaşR 18 Aralık 2011, 22:10:03 »
Faizin haram olmasinin sebebi sudur:

Tum para hacmi borc alindiginda, faizi ile odenmesi mumkun degildir. Ancak daha fazla borc alarak eski borcun odenmesi mumkun olur. Fakat faiz odemeleri, toplam nufusun odeme gucunu asarsa, daha fazla borc almak mumkun olmaz ve deflasyon baslar. ABD ve Avrupa'nin son kriz ile basina gelen budur. Borc alabilecek herkes borc almistir. Borc alarak para hacmini artiracak kimse kalmamistir. Bu sebeple insanlarin mevcut borclarini odeyecek kazanc sagalayan is bulmalari imkansizdir. Para hacmi, borcu faizi ile odemeye yetmez. Yani bankalar olmayan parayi talep etmektedir.

Dunyanin hemen hemen her ulkesi bu bankalarin kontrolu altindadir. Mevcut sistem tum dunya nufusunu bankalarin kolesi haline getirmistir. Avrupa, Amerika, Japonya halklarinin borc altinda eziliyor olmasi kaza degildir. Bu sisteme karsi durmasi muhtemel tek nufus faizin yasak olacagi Musluman ulkelerdir. Bankalar is isten gecmeden bu ulkeleri de kontrol altina almak istemektedir ve Ortadogu'daki pek cok savas ve anlasmazligin asil nedeni budur. Islam, faize dayali para sistemi ve bunun getirdigi finansal kolelik onundeki en buyuk engeldir. Medya, ekonomik yaptirimlar, ve askeri guc ile Islam kontrol altina alinmak istenmektedir.
Sayfa: [1] 2 3 4 5 6 ... 10